“Tek bildiğim Edward Bloom sosyal bir insandı ve herkes onu severdi”
Bir masal…
Ama olağanüstü şeylerin olduğu değil; olağan diye gördüğümüz ve yaşadığımız hayatın aslında bir masal gibi olduğunu, asıl önemli olanın bakmak değil de görebilmek olduğunu anlatan bir şölen… Ölen babasını daha yakından tanımaya çalışan Will babasının çekmecelerini karıştırırken sıra dışı, fantastik ve diğer çoğu kişi gibi kendisinin de inanmadığı öykülerle karşılaşır. Filmin baş karakteri Edward Bloom hepimizin yaşadığı ve sıradan soğuk anlatmaya gerek duymadığımız hikayeleri süsleyerek, gerçeklikten uzaklaşmadan ama gerçeğin soğuk zemininden kurtularak anlatır. Ve serüven başlar…
Edward Bloom gittiği her yere kendisiyle beraber gülümsemesini, ne olursa olsun kaybetmediği umudunu ve her başı dertte olana bir kapı açacak anahtar misali fikirlerini de götürür. Film hayatınızı değiştirmeyecek çünkü anlatmak istediği şey hayatınızın değişime gerek duymadığı, aslında sizin hayata karşı değişmeniz gerektiğidir. Eldivenlerimizi çıkarıp hayata çıplak elle dokunmamızı ve yeterince iyi bakarsak aslında görülmeye değer güzelliklerin orda bir yerde olduğunu anlatır. Son olarak, bize göre asıl anlatılmak istenenin ”iyi baktığın sürece kötüyü görmezsin” olduğunu belirtiyor ve sizi bu masalsı filmle baş başa bırakıyoruz.